ILGAZ'DAKİ SALDIRIYI MİLLİ BİRLİK KAMPIYLA PROTESTO ETTİLER

e-Posta Yazdır PDF
Bookmark and Share

Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Çankırı Şubesi, PKK’nın Ilgaz Dağında yapmış olduğu eylemi yerinde protesto etmek için Milli Birlik Kampı (Şehidimize Saygı) Programı düzenledi.

Program 04.Haziran.2011 Tarihinde saat 14.00’de Çankırı TÜRKAV Şubesi önünden hareketle başladı. 04. Haziran.2011 Tarihinde Ilgaz Dağına kurulan kampta geceyi geçiren Çankırı TÜRKAV üyeleri 05. Haziran.2011 Tarihinde Derbent Şehitliğine geçtiler.
 

 Saat 13.30 Derbent Şehitliğinde Şehit Polisimiz için ve tüm şehitlerimiz için kılınan gıyabi cenaze namazından sonra Şehitlik Abidesi önünde tüm Şehitlerimiz için Arif Soysal Hoca tarafından bir Dua yapıldı.

 Saat 14.00'de olayın olduğu Soğuksu Mevkisine geçildi. Kastamonu TÜRKAV Şubesi’ninde destek verdiği Program saat 15.00’de TÜRKAV Çankırı Şube Başkanı İsa Bölükbaşı olay yerinde bir Basın açıklaması yaptı.


Bölükbaşı, öncelikle yaptığımız bu protesto eyleminde bizim güvenliğimiz açısından büyük çaba harcayan Çankırı, Kastamonu Valiliğine, Çankırı, Kastamonu Emniyet Müdürlüğüne, Çankırı, Kastamonu Jandarma Alay Komutanlığına, Ilgaz Jandarma Bölük Komutanlığına, Özel Harekât Mensuplarına çok teşekkür ediyorum diyerek başladığı konuşmasına şöyle devam etti.


"Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Çankırı Şube Başka olarak PKK’nın Ilgaz Dağında bir polis otosunu tarayarak bir polisimizin şehit, hemşerimiz olan bir polis arkadaşımızın yaralanmasıyla sonuçlanan eylemini yerinde protesto etmek amacıyla Milli Birlik Kampı (Şehidimize Saygı) Programı düzenlemiş bulunmaktayız.


Değerli arkadaşlar, sevgili basın mensupları.
Türkiye bir ateş çemberinden geçmektedir. “Olmak ya da olmamak!” İşte Türkiye’nin önündeki asıl meselesi budur. Önümüzdeki günlerde milletimizin vereceği karar bir kader anına işaret etmektedir. Önümüze gelen karar anında milletçe vereceğimiz cevap kırılma veya kurutuluş anı olarak karşımıza çıkacaktır.
 Verilecek karar; gelecekte Türk Milletinin varlığı ve bekasını veya trajik bir çöküşü getirecektir. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz Türk Milleti insanlık tarihinin en vazgeçilmez unsurlarından biridir. Dünya tarihinden, özellikle de Avrupa’nın tarihinden bize ilişkin sayfalar çıkarıldığında geriye bir şey kalmayacağı açıktır. Türk Milleti yüzünü batıya çevirip diyar’ı-Rum’ a ayak bastığından beri haçlı zihniyeti ile mücadele etmiş ve bu mücadelesi ilelebet devam edecektir.      Doğudan, güneyden ve kuzeyden gelip yerleştiğimiz bu coğrafyada önce Haçlı sürülerine karşı mücadele verdik. Anadolu’yu Türkleştirip İslamlaştırdık, Selçuklu ile mamur hale getirdik, Osmanlı ile Yüce Peygamberimizin işaret buyurduğu İstanbul’ u alarak tarihin seyrini değiştirdik, bir müddet sonra Viyana önlerine kadar giderek Avrupa’nın göbeğine otağımızı kurduk.

Böylece Peygamberimiz(S.A.V.) Efendimizin övgüsüne mazhar olup tarihin al gülü olduk. Anadolu’ya, Rumeli’ye ayak bastığımızdan beri bizi ortak bir haçlı kimliğine sahip olan Batı dünyası, her daim bizi Anadolu’dan atmak için planlar yapmıştır. Avrupa’nın tarih arşivleri Türklerin Anadolu ve Avrupa’ya adım atmasından itibaren bizleri parçalamak ve üzerinde yaşadığımız vatan topraklarından atmak için uğraşmışlardır.
Batı dünyasının arşivlerinde haritalarına varılıncaya kadar çizilmiş ve Türklerin yaşadığı coğrafyayı devletçiklere bölen 100 planın varlığı kesindir. Bu planlar Osmanlının çöküş dönemi ile birlikte devreye sokulmuştur.

Osmanlı Coğrafyası üzerinde kurulmuş olan ve bugün devlet olarak varlığını sürdürdüğünü bildiğimiz; Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Arabistan, Irak, Suriye, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Arnavutluk, Yugoslavya’nın sınırları bu planlarda mevcuttur. Tarihin akışı içerisinde biz güçsüz düştükçe milli birliğimizi ve dirliğimizi ihmal ettiğimiz süre içerisinde bu planlar başarı kazanmıştır. Yaşadığımız Türkiye Coğrafyasında sınırları çizilmiş olan; ancak Kahraman Atatürk’ ün önderliğinde milletçe verdiğimiz İstiklal Harbi ile dur dediğimiz henüz gerçekleştirilme imkânı olmayan devletlerin kurulması Türk Milletinin acze düştüğü anı beklemektedir. Ege bölgesinde bir Helen devleti, İstanbul’da Bizans Devleti, Karadeniz’ de Pontus Devleti, doğuda Ermeni devleti ve güneydoğuda bir Kürt devleti. Bu söylenenler bir komplo teorisi değildir. Çünkü Avrupa arşivlerinde bunların çizilmiş haritaları vardır. Bu haritalar da bugün elden ele dolaşmaktadır. Türkiye şimdiye kadar hiç olmadığı bir şekilde abluka altındadır. Sümela Manastırının ibadete açılması, Van Türk kadınlarının ırzına geçildiği Akdamar Kilisesinin onarılıp ayine açılması, Nevşehir yöresinde camilerin satın alınarak kiliseye çevrilmesi, Patrikhaneye tanınan haklar, yetimhanenin Patrikhaneye verilmesi gibi birçok gelişme planların rafa kaldırılmadığını ve adım adım uygulamaya konulduğunu göstermektedir.
Türk Dışişleri Bakanının 29 Mayıs 2011 günü Amerikan New York Times Gazetesi’ne verdiği demeçte; “Türkiye’nin sınırlarının hiç biri doğal değil. Hemen hemen tümü yapay.” demesini milletimiz iyi okumalıdır. Demeç verilen yer Amerika’dır ve Amerika Sevr anlaşmasında çizilen sınırları kabul etmiş, Lozan’la çizilen Türk sınırlarını reddetmiştir ve bu görüşü de halen devam etmektedir.
  Eğer Türkler bu memleketin her tarafını bir `bütün` olarak vatan topra¬ğı kabul ediyorlar ise bilinmelidir ki, vatan toprağı, asla pazarlık konusu yapılamaz çünkü burası vatandır, ataların kanlarıyla bıraktığı mirastır ve ölülerin de diriler üzerinde hakkı vardır, bu hakkın ifası emanete sadakattir. Doğacakların da yaşayanlar üze¬rinde hakkı vardır ve bu hak da, ev¬lâtlarımız, için temiz, yani hür, müsta¬kil ve hükümran bir vatan bırakmak¬tır canlarından aziz bildikleri vatan için kendisini feda eden şehitlerimizin huzurundayız. Bu gün burada bu vatanı bize bırakmak için canlarını veren şehitlerimizin huzurundayız. Bu vatanın tapusunun sahipleri burada, Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da Aziziye Tabyalarında, Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’ da, silahlar ıslanmasın diye sırtındaki çocuğunun örtüsü alarak çocuğunun ölümü pahasına mücadele veren Ilgazlı Yanığın Emine, Kastamonulu Şerife Bacılar’dır. Vatan toprağını pazarlık konusu yapmak kadın başları ile doğanın acımasız şartlarına karşı mücadele eden bütün şehitlerimize apaçık ihanettir ve ecdadın lânetine maruz kalmaktır. Bu gün Hoca Ahmet Yesevi’nin Alperenleri Çankırı’da Hacı Muradı veli, Kastamonu’da Şeyh Şaban-ı veli, Mehmet Feyzi Efendi, Ilgaz’da Yanığın Emine’nin, Şerife Bacıların torunları Ilgaz Dağlarından sesleniyor. PKK bu cesaretini polis panzerinin üzerinde zıplayan Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’den, polise tokat ve taş atan sözüm ona Milletvekillerine gerekli cevap verilmediğinden almışlar ve düşman ayağı basmamış Ilgaz dağlarına kadar inmişlerdir.
Değerli arkadaşlar, sevgili basın mensupları.
Gelinen noktada yeni anayasa tartışmaları açarak yapılacak bu anayasada Türkiye’nin   tapusu Türklerden alınıp O`na ortak yaratmakla başlaya¬cak bir sürece girilecek ve bu çizgi üzerinde ilerlenecektir. Yani, Türklerin kısmen da¬hi olsa devredilemez, paylaşılamaz, feragat ve fedakârlıkta bulunulamaz ve mutlak surette tekellerinde tutmaları gereken hükümranlık hakları ikinci bir unsurla paylaşılamaz, Yapılacak anayasada Türklük kavramının kaldırılarak iki "halk"tan –oluşan bir ülke ve devlet olduğu şeklindeki bir tesciliyet, Türkiye Cumhu¬riyeti`nin sonu demek olacaktır. Bu durum aynı zamanda, Türklerin milletin olma vasfını kaybedişlerinin de baş¬langıcı olacaktır.
 Türk Milliyetçisi Kamu çalışanları olarak Türki¬ye Cumhuriyeti`nin hürriyet, istiklâl, kendine yeterlilik ve egemenliğinin korunmasında granit veya bazalt bir kaya kadar katı ve tavizsiz olduğumuz buradaki aziz şehitlerimizin manevi huzurunda Yüce Türk milletine bir kez daha haykırıyoruz.
 


Bütün bu gelişmelere karar verecek olan yegâne unsur bu milletin kendisidir. Ya teslimiyet ve tükeniş ya da yeniden diriliş. Biz bu zor dönemde Türk Milletinin doğru karar vereceğine olan inancımızı koruyoruz ve milletimizin uyanmasına ayağa kalkmasına, reflekslerini harekete geçirmesine öncü ve vesile olmak için buradan çağrıda bulunuyoruz. Türk’e kefen biçmek kimsenin haddi değildir. Bu millet en zor anlarında bile üzerine çöken yedi düveli silkinip sırtından atmıştır. Türk Milliyetçileri milletin bekası için verdikleri imtihandaki samimiyetlerini geçmişte verdikleri can ve kanları ile ispatlamışlardır.
Beni burada sabırla dinlediğiniz için, Bizi korumak için canını ortaya koyan güvenlik güçlerine karşı PKK’nın yapmış olduğu bu eylemini yerinde protesto etmek amacıyla yapmış olduğumuz kamp ve Basın açıklamasına uzaktan yakından katılan tüm duyarlı Türk Milliyetçilerine TÜRKAV Çankırı Şubesi Yönetim Kurulu adına teşekkür ediyorum. Yaralı polis hemşerimize acil şifalar dilerken, aziz şehit polisimize Allahtan rahmet kederli ailesine baş sağlığı diliyorum. Sizlerin yakından tanıdığı Türk Milliyetçiliğine büyük hizmet etmiş olan Mehmet Feyzi Efendinin ‘’İktidar ateşten gömlek olacak onu hiç kimse giymek istemezken yine Türk Milliyetçileri giyecektir’’. Sözüyle bitiriyorum.
 Diyerek sözlerine son veren TÜRKAV Çankırı Şube Başkanı İsa Bölükbaşı’nın ardından Arif Soysal Hoca tarafından Şehit Polisimiz ve tüm Şehitlerimiz için indirilen Hatim Duası yapıldı.  Daha sonra programa katılanlar Basın açıklamasından sonra 05 Haziran 2011 Pazar günü saat 16.00’da olay yerinden ayrıldılar. Yapılan eylem programı saat 17.00 de TÜRKAV Çankırı Şubesi önünde son buldu.


 
 

 

Yorum ekle

ÜYE GİRİŞİ

KİMLER ONLİNE

Şu anda 60 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Toplam Üye:2253
Aktif Üyeler:2248
Son Üyemiz:hülya
Son Ziyaretçi:Resul K...
İçerik:762
İçerik Okunma:1305542
Link:69

SON İÇERİKLER

POPÜLER İÇERİKLER

Forumdan Son Konular

Cvp:Ilgaz Sağlık Meslek Lisesi
ATTbuse 2.5.2012 17:00
Cvp:Ilgaz Şiir
İbrahim UZUN 14.4.2012 13:52
kanal a ılgaz
Ercan Küçükbayram 25.3.2012 21:48
Konuların Devamı...