Hastane odasında en köşede, pencerenin önünde bir hasta yatmaktaydı. Yanında da dört hasta bulunuyordu. Pencere kenarında yatan hasta hergün yanındakilere dışarda gördüklerini anlatırdı. Yaz geldiğinde rengarenk çiçekleri, güzel renkli kuşları, ağaçların yeşilini anlatırdı. Kışın ise ağaçları kaplayan bembeyaz o kristal örtünün muhteşem görüntüsünden bahsederdi. Diğer dört hasta onu çok kıskanırdı çünkü hiçbiri daha pencereden dışarısını görmüş değillerdi. Aslında her ne kadar itiraf edemeseler de ölmesini dört gözle bekliyorlardı. Ve o gün geldi de... Sonbahar günü... Ağaçların nasıl yaprak döktüğünü anlatıyordu yanındakilere. Muhteşem bir manzara yapraklar sarıya çalar renkte diyordu. Ve son yaprağın düşmeye hazırlandığını söylüyor yalnız gerisi gelmiyor cümlenin. Evet o artık son nefesini vermişti. Diğer hastalar sevinsinler mi üzülsünler mi bilemediler. Pencere kenarına en yakın olan hastayı aldılar. Yalnız aman Allah'ım bu nasıl olurdu. Pencereden görünen sadece karşı taraftaki simsiyah duvardı. Arkadaşları bunu öğrenince adeta yıkıldılar. Odayı derin bir sessizlik kapladı o günden sonra. Meğer bütün hastalar onun hayalleriyle mutlu oluyormuş.
Hayallerinizle kalın...
Sevgiler hep sizinle olsun...